Davut Çolak: Merhabalar İskandinavya TV izleyicileri, bugün Danimarka İslam Toplumu’ndayız. Başkan Mustafa İncikli ile beraberiz. Kendisinden 2020 yılının faaliyetleriyle ilgili değerlendirmesini alacağız ve 2021 yılındaki beklentilerini öğreneceğiz.

Mustafa Hocam bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle 2020 yılını bizim için değerlendirir misiniz? 2020 yılı Danimarka İslam Toplumu için nasıl geçti?

Mustafa İncikli: Öncelikle ben Davut Bey şahsınızda bizimle röportaj yaptığınız için İskandinavya TV’ye teşekkür ediyorum. İnşallah yapmış olduğunuz çalışmalar insanlığa hayırlı hizmetler olur. Çalışmalarımızı değerlendirme konusundan önce inşallah yarın (13 Şubat 2021) 3 ayların başlangıcı, Recep ayının 1. olmuş olacak. 3 aylarımızın tüm insanlığa ve İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum. Rabbim inşallah Ramazan’a sağ salim erişmeyi nasip eylesin. Bu pandemiye sebep olan hastalıklardan bütün insanların kurtulmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Davut Bey öncelikle 2020 yılının değerlendirmesine teşkilat olarak, İslam Toplumu olarak malum koronadan dolayı 2019 yılına göre çok farklı geçirdik bu seneyi.

Tabii ilk dönemlerde bu hastalık çıkınca bütün programlarımız altüst oldu. Normalde Allah’a hamdolsun çok aktif bir teşkilatız. Ana teşkilatımız, gençlik teşkilatımız, kadınlar teşkilatımız, yardım kuruluşlarımız, cenaze fonumuz, vakfımız… Bütün bu çalışmalarımızda duraklamalar oldu. Ama Allah’a hamdolsun hızlı bir şekilde bu çalışmalarımızı üyelerimizde online bağlantılar kurarak programlarımızı değiştirdik, kriz masası oluşturduk ve ciddi bir çalışma içerisine girdik. Tabii ki Kilise Bakanlığı özellikle bizi birkaç sefer toplantıya çağırdılar. Korona tedbirlerini nasıl alacağımızı konuştuk. Camilerimiz malum uzun süre kapalı kaldı. Pandeminin biraz o dönemde gevşemesinden dolayı tekrar camilerimiz peyder pey açılmaya başladı. Hatta sizler de camilerimizden birine açıldığı gün geldiğinizde “Allah’a şükür camiimiz açıldı. Kuş gibi uçuyorum, seviniyorum” diyen cemaatimizle karşılaştınız. Gerçekten camilerimizin açılışından memnun oldular. Biz Danimarka’da ilk teşkilatlardanız. Hatta Ramazan’ın son haftası 1 hafta boyunca Allah’a hamdolsun camilerimizi açtık. İnsanlarımız teravilerini kıldılar. Dolayısıyla 2020 yılının çalışmalarını artık online olarak hiçbir şey olmamış gibi yapıyoruz. Tabii Bakanlık’ın vermiş olduğu tedbirleri en üst seviyede dikkatli bir şekilde mesafe kurallarına uyarak programlarımızı yapıyoruz. Camilerimiz şu anda açık. Tabii ki koronadan dolayı insanlarda müthiş bir gevşeme var. Bu da çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Tabii ki hastaların, yaşlıların, çocukların gelmemesini biz de tavsiye ediyoruz ancak yine de bu gibi mazeretleri olmayıp camiye gelmeyenler de var. Herkesin kendi görüşü ama korona eskiden camiye gelen insanları da uzaklaştırma durumu oluşturdu. Özetle 2020 yılı teşkilatımızın farklı bir çalışmasına, ciddi ve planlı, programlı çalışmasına vesile oldu. Bizlerin online programların nasıl çalıştığını öğrendiğimize vesile oldu. Teknoloji konusunda iyi bir mesafe kat etmiş olduk. Dolayısıyla 2020 yılı genel olarak böyle geçmiş oldu.

İslam üzerine yapılan karalama haberleri bizi çok üzdü

Ayrıca bizi 2020 yılında en çok üzen konulardan biri maalesef Danimarka gibi Avrupa’da demokrasinin beşiği olarak bilinen bir ülkede Danimarka’da doğmuş, büyümüş insanlarımızın özellikle İslam ve Müslümanlar üzerinde partilerin ve basının yaptığı karalama haberler, partilerin Müslümanlar üzerinden oy toplama sevdalarıdır. Bu konuda Danimarka İslam Toplumu ve Danimarka Müslümanlar Birliği olarak basına açıklamalar yaptık, bizzat Kilise Bakanlığı’yla Entegrasyon Bakanı’yla ve çeşitli milletvekilleriyle görüşüp medyadan duydukları haberler yerine bunları bizzat Müslümanlardan, organizasyonlardan, teşkilatlardan öğrenmeleri gerektiğini istediğimizi ve bizimle diyalog kurmaları gerektiğini belirtmemize rağmen maalesef bizi muhatap almadılar.

Gündeme, meclise getirmeleri Müslümanlar hakkında asılsız haberler yapmaları veya Müslümanları üzen asimilasyon yasalarının getirilmesi, adeta Müslümanları din özgürlüğünden mahrum edercesine getirilen yeni yasalar gerçekten bizim için 2020 yılındaki en üzücü konu. Biz 1976 yılından beri Danimarka’dayız. Yabancıları, Müslümanları sıkıştırma politikaları en üst seviyede maalesef. İnşallah 2021 yılında bunlardan vazgeçilir veya aklıselim bir politika uygulanır. Bu yasa tasarılarının olduğu bütün konuları gündeme getirerek adeta ‘Asimile olun siz artık’ politikası güdülüyor. İnşallah bunlar üzerinden gelecekte Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde olmasıyla geleceğiz. Meclise Müslümanları temsilen getirilmek istenen partileri destekleyerek bunların üzerinden geleceğimize inanıyorum. Dolayısıyla 2020 yılını bu şekilde özetlemiş oldum.

(Fotoğraf: Davut Çolak © NordicTurk)

Başbakan İslam’a yapılan saldırıları görmezden geldi

Davut Çolak: Hocam 2020 yılını özetlediniz. Peki 2021 yılından beklentileriniz neler? Bir de yasa tasarısı dediniz. Bu yasayla ilgili biraz açıklamada bulunabilir misiniz?

Mustafa İncikli: Davut Bey teşekkür ederim. Tabii beklentimiz bütün dünyada, Danimarka’da özgürlüğün, insan haklarının, adaletin, barışın üst seviyede olması. Herkesin insan haklarına saygı duyması. Din özgürlüğünün yüksek olması. Koskoca bir dünyada barış ve huzur içerisinde yaşayan bir Danimarka olmasını arzuluyoruz. Diğer dini cemaatlere verilen hakların ve hoşgörünün İslam dinini ve Müslümanlara da aynı şekilde verilmesini bekliyoruz. En basit örnek olarak Yahudi topluluğunun bir mezarına yapılan saldırıyı Danimarka Başbakanı’nın Danimarka’ya yapılmış bir saldırı olarak ifade etmesinden dolayı teşekkür ediyoruz. Yahudi mezarlığına kesinlikle saldırı yapılmaması lazım. Bu saldırıyı Danimarka’ya yapılmış bir saldırı olarak anlatan Başbakan, Müslümanlara gelince sanki teröristmiş gibi, insan haklarına sahip değillermiş gibi İslam’a yapılan saldırıları görmezden gelerek, habersiz, duyarsız davrandı. Mecliste milletvekili İskender Bey kardeşimiz Ramazan’da Müslümanların bayramını tebrik etmenizi bekleriz derken meclisin nasıl karıştığını bizzat gördük. Başbakan’ın dahi orada kafa sallamasını hiçbir zaman için benimsemedik. Nitekim şu andaki Başbakan bizim de Başbakanımız. Dolayısıyla Müslümanlara da o toleransı göstermelerini bekliyoruz. Diğer taraftan hükümetin getirmeye çalıştığı en büyük tehlike bizim için imam yasası. Diğer taraftan camilerin yurt dışından para alamama yasası ve camilerimizde sadece Danimarka dilinde hutbe ve vaaz verilmesi, imam efendilerin hutbe ve vaazlarda İslam’a ters olan konularda bunu söylemek belki bizi de suçlu duruma düşürebilir ama eşcinsellik vb. konuları söyleyememesi, söyledikleri anda 2 yıldan itibaren ceza almaları gibi ağır yasalarla adeta İslam ve Müslümanları susturup vaaz ve sohbet edemez duruma getirme çalışmaları bizi çok üzüyor. Bunlar İnsan Hakları Mahkemesi’ne bile gidilmesi gereken konular. Çünkü din ve vicdan özgürlüğüne resmen pranga vuruluyor. Hutbe ve vaazların sadece Danimarkaca yapılması konusunda biz medyayı takip ediyoruz. Özellikle Alman kiliseleri de bu konuda çok muzdaripler. Kesinlikle onlar da biz de tasvip etmiyoruz. Biz özellikle burada doğan, burada yetişen gençlerimizin, insanlarımızın hutbeleri, vaazları Danimarkaca da olmalı. Bunda hemfikiriz ama biz Türkiye kökenliyiz, Türkçe de olması gerekir. Araplar var, Arapça da olması lazım, Kürt kardeşlerimiz var, Kürtçe de olması lazım. Yani herkesin kendi dilinde de dinini tebliğ edebilmesi lazım. Dolayısıyla bu kesinlikle tasvip edilmeyecek konular.

Allah’ın izniyle bu cemaatteki insanlar asimile olmayacaklar

Ayrıca camilere yurt dışından para gelmemesi konusun Diyanet Teşkilatı’nı büyük sıkıntıya düşürecektir. Tamam şunu kabul ediyoruz, yurt dışından camilere yardım gelmesin. O zaman Danimarka bizi burada Norveç modeli veya camilere üye başına devlet kasasından bir para versin ki bu camilerin bakımları olacak, imam maaşları var, elektriği var, suyu var giderleri var… Bu giderleri kim karşılayacak? Camilerin cemaatine yüklenilirse bir gün bu cemaat olmayacak. Kapansın mı? Tabii istedikleri bu. Dolayısıyla madem diyorsunuz yurt dışından bu camilere para akışı olmasın, tamam. O zaman devlet olarak bir karar alınsın. Norveç modeli dediğimiz camide üye başına devlet para desteği versin. Bu camiiler de yurt dışından para getirmesin. Yani bir şeyi yasaklıyorsun ama karşılığında da hiçbir şey vermiyorsun. Bu ne demek oluyor? Kapat git demek. Allah’ın izniyle bu cemaatteki insanlar asimile olmayacaklar. Dinlerini özgür bir şekilde yaşayacaklar çünkü biz gerçekten Danimarka’da yaşayan Müslümanlar olarak özellikle İslami cemaatler olarak bu devletin iyiliğini istiyoruz. Çünkü bizim dinimiz buna elvermiyor. Biz buranın bir parçasıyız. Biz bir geminin içindeyiz. Bu gemiyi delersek hep beraber batarız. Biz de Danimarka vatandaşıyız. Danimarka’nın kalkınmasını, demokratikleşmesini, daha iyi olmasını biz de istiyoruz. Dolayısıyla bizleri suçlu gibi görmeyin. Bizlerin de bu ülkeye katkıda bulunmak istediğimizi söyledik. Bundan dolayı bu toplumu beraber kalkındıracağımız durumlar var. Benim babam 1969 yılında buraya geldi. Allah onlardan razı olsun. Hepsi rahmetli olup gittiler ama Danimarka’nın kalkınmasında onların büyük emekleri var. Buradaki kurumlarda, camilerde, Müslüman okullarda yetişen emin olun yüzlerce binlerce genç var. Şu anda Danimarka’nın sağlık sektöründe, eğitimde veya resmi dairelerde, mühendislik gibi ciddi alanlarda Danimarka’ya büyük hizmetleri var. Bu yılbaşı gecesi ve o günlerde emin olun sağlık sektöründe o akşam çalışan yüzde 60-70’e varan Müslüman kökenli personel var. Dolayısıyla bu güzel insanların imkanlarını değerlendirmemiz lazım. Onları işe yaramaz gibi görüldüğü açıklamaların yapılmaması lazım. Mesela Almanya’da koronavirüs aşısını bulan, iki tane Türk kökenli insanımız. Onlar da aynı bizim gibi işçi ailesi olarak gelmişler. Hatta onlar da okula giderken sınıftan öğretmenleri tarafından atıldıkları olmuş. Ama şimdi devlet onlara sahip çıkınca, onları dışlamayınca dünyanın en çok ihtiyacı olan ilacı buldular. Demek ki bu toplumun içerisinde de Müslümanlar da Allah’ın izniyle zaman gelecek topluma çok büyük katkı sağlayacaklar. Dolayısıyla hükümetten beklentilerimiz bizleri dışlayıcı değil kucaklayıcı tavır takınmaları. Başarılı insanların buradan uzaklaşmalarına vesile olmalarını hiçbir zaman istemeyiz. Danimarka benim devletim diyebilmeleri lazım. Medyada çıkan hükümetin söylemlerinden dolayı bu konudan endişeliyiz.

(Fotoğraf: Davut Çolak © NordicTurk)

Ayrıştırma politikası çok yanlış

Hatta şunu da değinmek istiyorum, hükümet yetkilileri bazen Müslümanlar’ın radikalleştiğini söylüyor. Tabii ki bunu kesinlikle takdir etmiyoruz ama bu radikalleşen gençler neden bunu yapıyor? Bizim araştırmalarımıza göre o gençler dışlandıklarından dolayı radikalleşiyor. Biz onlarla görüştüğümüzde bazen yanlış yaptıklarını söylüyoruz. O gençler aslında dinlerini de kültürlerini de bilmiyor. Danimarka kültüründe yetişmiş oluyorlar ama Danimarka dinini de bilmiyorlar. Ortada kalmış insanları kandırmak da maalesef çok kolay oluyor. Dolayısıyla o gençlerimiz her iki kültürü de bilmiş olsalardı böyle girişimlerde bulunmazlardı. İşte böyle dışlama olaylarında Allah korusun dilediklerini yapıyorlar. Ayrıştırma politikası çok yanlış. Bundan bir an önce Danimarka hükümetinin dönmesi lazım. 2021 yılındaki beklentilerimiz bu şekilde.

Faaliyetlerimize gelince, biz 1984-85’li yıllardan beri Danimarka’nın köklü teşkilatları arasındayız. Allah bu teşkilatı kuranlardan razı olsun. Bu kuruluşlar, insanlarımızın asimile olmamaları, dinlerini doğru yerlerden öğrenmeleri için kurulan teşkilatlardır. Bizim teşkilatlarımızda Allah’a hamdolsun müthiş bir organizasyon var. Ana teşkilat dediğimiz yetişkinlere, kadınlar teşkilatı dediğimiz kadınlara, gençlik teşkilatı dediğimiz gençlere hizmet veren müthiş bir organizasyonumuz var. Herkesin Allah’a hamdolsun belli seviyede eğitim görme imkânı var. Dolayısıyla çocuklara, yetişkinlere yönelik eğitim çalışmalarımız, konferanslarımız, sohbetlerimiz, hutbe yarışmalarımız, aile eğitim seminerlerimiz, hutbe ve müezzinlik yarışmalarımız, bilgi yarışmalarımız, Kuran-ı Kerim’i güzel okuma yarışmaları, geçmişimizi, önden gidenlerimizi anma programları, ensar çalışmaları… Özellikle ensar çalışması çok dikkat edilecek bir konu. Bu Danimarkalı Müslümanlar’a yönelik çalışmamız emin olun ki bizim mailimize şu anda haftalık 2-3 tane Müslüman olmak isteyen insan müracaat ediyor. Onların dilinden anlayan Danimarkalı bir Müslüman onlarla ilgilenince çok farklı oluyor. Yasin Tolsöe diye Müslüman bir Danimarkalı kardeşimiz kendisi bizim ensar sorumlumuz ve Danimarkalı Müslüman olmak isteyenlerle bizzat kendileri ilgileniyor. Dolayısıyla ensar programımız EHZ dediğimiz Almanya’da genel merkezimizin yapmış olduğu helal sertifika çalışmalarımız Danimarka’da başladı. Çünkü insanımızın mutlaka helal yemesi için çalışmalarımız var. Genç İmamlar projemiz var. Biraz önce bahsettiğimiz hutbe ve müezzinlik yarışmalarında yıllar önce birinci olan gençlerimiz şu anda camiilerde çünkü gerçekten pandemiden dolayı Türkiye’den imamların gelmelerinde sıkıntı olması sebebiyle şu anda Danimarka’da yetişmiş hutbe ve müezzinliklerde, camilerde ve okullarda yetişmiş müezzinlerimizi 17-18 kişilik Genç İmamlar grubuyla görevlendiriyoruz. Önümüzdeki yıllarda hükümet bu şekilde giderse Türkiye’den imamlar gelmeyecek. Biz tedbirimizi aldık. Dolayısıyla niyetimiz bu gençlerimiz inşallah camiilerimize görevlendirip maaşlarını en yüksek seviyeden vermek. Çünkü imam efendi maaşını iyi alan biri olsun ki çocuklarımız da onları örnek görerek imamlığı, camiileri daha fazla sevebilsinler. Açıköğretim İmam Hatip lisemiz var. Burada öğrencilerimiz, mezun olan arkadaşlarımız var. Onların mezuniyet törenlerini yapamadık pandemiden dolayı. Ama açılınca onları da yapacağız. Açıköğretim İmam Hatip’te çalışmalarımız devam ediyor. Online olarak çalışıyorlar. Ana sınıflarımız var. Yuva çalışmalarımız var. Ayrıca yeni bir projemiz olarak inşallah huzurevi çalışmamız var. Yani yıllardır özlemini çektiğimiz, ihtiyarlarımızla, büyüklerimizle huzurevlerindeki veya camiilere gelen insanlarla görüştüğümüzde çok büyük kültürel sıkıntılar yaşadıklarını, kendilerine iyi hizmetlerin yapılmadığını orada yapayalnız kalmaktan psikolojilerinin bozulduğunu gördük. Diyeceksiniz ne gereği var bu huzurevinin? Ancak emin olun çok büyük ihtiyaç var. Danimarka İstatistikleri’ne girdiğinizde gördük ki 2025’te “ikke-vestlig indvandrer” dedikleri yani Müslüman kökenli yabancıların 2025 yılında 65 yaş üzere 60 binin üzerinde olacağı istatistiklerde görünüyor. Dolayısıyla bu insanlarımıza da mutlaka biz kültürlerini ve dini hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak Müslüman ve kendilerinden olan personelle inşallah uzun süreli çalışmamızı da başlattık. İnşallah Mevla’m nasip ederse önümüzdeki yıl açılışını yapacağız. Ama ciddi ve geniş çaplı bir proje. Zaman alan bir proje olduğu için çalışmalarımız devam ediyor. Yine her yıl ben Müslümanım diye caddelerde delikanlılarımız, kızlarımız kendilerine gül takdimi yaparak İslamı anlatan bir kitapçıkla birlikte caddelerde yer alıyor. İslamın güzelliğini medyada anlatılan terörle ilgisi olmadığını anlatan programları her yıl yapıyoruz. Yine açık camii günleri yapıyoruz. Yani komşularımızı camiilere camiilerde ne tür faaliyetler olduğunu göstermek için Danimarkalı komşularımızı davet ediyoruz.Yine Komşuna El Uzat Allah’a hamdolsun koronanın başladığı dönemde genel merkezimizin verdiği komutla beraber bütün teşkilatlarımızda iyi bir proje yaptık. Neydi o proje? Komşuna El Uzat projemiz. Özellikle Danimarkalı ihtiyar veya Müslüman komşularımıza camiilerimizde paketler hazırladık, hediyeler hazırladık. Kapıları tek tek tıklatıp ‘ben sizin camiiden geldim, size yardım etmek istiyorum, ihtiyacınız var mı alışveriş yapamıyorsanız biz size yardımcı olmak istiyoruz’ diyerek böyle bir proje yaptık. İyi bir ses getirdi. Örnek verecek olursak camiimizin idaresinden birkaç arkadaşın evlerinin karşısında ihtiyar komşuları var. Bu komşularının kapısını tıklatıp ‘Ben sizin komşunuzum, size yardım etmek istiyorum. Koronadan dolayı ilacınızı alamıyorsunuzdur. Alışverişinizi yapayım mı?’ diyor. Karşı komşusu da ‘Sen karşıda oturan Müslüman mıydın?’ diyor. ‘Ben sizin böyle olduğunuzu bilmiyordum. Size çok teşekkür ederim’ diyor ve duygulanıyor. Tabii gerekeni de yapıyor ve yardımcı oluyorlar. Dolayısıyla bu bir örnek. Bunun gibi biz o dönemde Danimarka’nın bütün camii ve şubelerinin olduğu yerlerde yüzlerce kapı tıklatıp insanlara bu şekilde hizmet ettik. Komşuna El Uzat projemizi yapmış olduk.

(Fotoğraf: Davut Çolak © NordicTurk)

İslam hakkındaki yanlış bilgilere basın açıklamalarıyla cevap veriyoruz

Yine “hotline” hizmetimiz var. Koronadan dolayı psikolojik veya dini sorusu olan insanlara biz Allah’a hamdolsun ilanlarımızla, broşürlerimizle, sitemizdeki sayfamızdaki duyurularımızla insanımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kültürel çalışmalarımızı da yapıyoruz. İslam ve Müslümanlar hakkında özellikle hükümetin veya medyanın yalan yanlış bilgilerine, basın açıklamalarına cevap vermek için hukukçularla, medyayla ilgili arkadaşlarla gruplar oluşturduk. 2020 yılında en az 7-8 tane basın açıklaması yaptık. 2021 başlayalı 2 ay oldu. 2 ay içinde 2 tane basın açıklaması yaptık. Hükümetin getirmeye çalıştığı bu kanunların doğru olmadığını önerilerimizle kendilerine bildirerek açıklama yaptık. Danimarka Müslümanlar Birliği’nin daha aktif hale gelmesi için ciddi toplantılar yapılıyor. Şu anda DMU sekreteryası oluşturuldu. Ayrıca bizim burada dünya mazlumları için Hasene organizasyonumuz var. Danimarka Hasene olarak dünya Müslümanlarına, mazlumlarına 10-11 milyon gibi fitre, zekât, kurban, su kuyusu, kış kampanyası, Ramazan kampanyası, okul projesi, yetim projesi, deprem ve sel felaketi olduğunda da bu tür dünya mazlumlarına dinine ırkına bakmadan insanlara Allah’a hamdolsun yardım ediyoruz. Bu da gerçekten ciddi bir meblağ tutuyor. İnsanlarımız çok hassas, bu konuda kendilerine teşekkür ediyoruz. Biz (Hasene) “Røde Kors” (Kızıl Haç) veya isimlerini saymayacağım birileri gibi çok büyük “administrations gebyr” dediğimiz giderleri çok düşük çünkü gönüllülük esasıyla çalışan bizde çok fazla. Dolayısıyla ciddi şekilde çalışmalarımız var. Bu konuda da bu sene Allah’a hamdolsun Danimarka Vergi Dairesi’nden de vergi muafiyeti almış olduk. İnsanımız su kuyusuna, kurban kesmeye veya herhangi bir yardım yapmak istediğinde onu vergiden düşebilecek. Yani “selvangivelse” dediğimiz vergi beyanını yapıp bir kısmı kendine geri dönmüş olacak. Bu da güzel bir oluşum. Dolayısıyla Hasene çok şeffaf bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Dünyanın çeşitli yerlerindeki insanlara yardımcı olmaya çalışıyoruz.

2021 yılında yapacağımız çalışmalardan biri Ravza Cenaze konusunda buradaki ölen insanlarımızın acılı günlerinde Allah’a hamdolsun yanlarında oluyoruz. Cenazelerini buradan Türkiye’ye gönderiyor, hatta havaalanından hangi şehir, hangi köydeyse yanında bir kişiyle beraber oraya ulaştırıyoruz. Defini Danimarka’da olacaksa Danimarka’daki Müslüman mezarlarında biz gereken işlemleri yapıyoruz. Burada özellikle bir konuyu gençlerimize anlatmak istiyorum. Danimarka’da doğup büyüyen gençlerimiz cenazelerini Türkiye’ye yollamak istemiyor. Ama çok yanlış yapıyorlar. Çünkü Danimarka’da herhangi bir mezarlığa defin yapılması Türkiye’den çok daha pahalı. Türkiye’de bir cenaze 25-26 bin kronsa burada 30-35 bin kron. Hatta 10-15 yıl sonra mezar parasını ödemezsen atıyorlar bir kenara onun için mutlaka buralara da gençlerimizin üye olmaları elzem diye düşünüyoruz. Yine teşkilatımızın MG Rejser dediğimiz hac, umre ve seyahat acentemiz var. Bununla da ilgili aynı şekilde çalışmalarımız devam ediyor. Ama maalesef pandemiden dolayı durdu. Her yıl 200’e yakın insanımızı hac ve umreye götürüyorduk ama pandemiden dolayı götüremiyoruz. Emin olun şu anda listede bekleyen 70-80 tane insan var. Heyecanla pandeminin bitmesiyle gitmeyi bekliyorlar. İnşallah 2021 yılında da çalışmalarımıza devam edeceğiz. Tek bir gayemiz var, bütün bu çalışmaları sadece ve sadece Allah rızası için yapıyoruz. Burada insanımızın dinini doğru öğrenebilmesi, doğru kaynaklardan öğrenebilmesi, asimile olmaması için bütün çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunu da bu şekilde özetlemiş oldum. Allah razı olsun.

(Fotoğraf: Davut Çolak © NordicTurk)

Davut Çolak: Teşekkürler hocam son olarak neler eklemek istersiniz?

Son olarak, buradaki insanımızın ve bütün insanlığın barış ve huzur içerisinde, adalet içerisinde iyi bir hayat yaşayıp bu hayattan sonraki ahiret hayatına iyi bir şekilde hazırlanıp yaşamalarını, Rabbimden temenni ediyorum. Tabii derdimiz büyük, Danimarka hükümetinin Avrupa’daki genel hükümetlerin İslam’a ve Müslümanlara saldırılarının son bulmasını temenni ediyoruz. Hangi ırktan olursa olsun Allah hepimizi Âdem ve Havva’dan yarattı. Aslında tüm insanlık kardeştir. Dolayısıyla kardeş gibi yaşanan bir dünya olması için Rabbime dua ediyorum.