Kopenhag Din Hizmetleri Müşaviri Hüseyin Gündoğar, 2020 yılında yaptıkları faaliyetleri ve gelecekte yapacakları faaliyetleri, İskandinavya TV’ye değerlendirdi.

Davut Çolak: Sayın hocam bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. 2020 yılı Türk Diyanet Vakfı için nasıl geçti? Siz de birinci yılınızı doldurdunuz Danimarka’da. Yorumunuzu alabilir miyiz?

Hüseyin Gündoğar: Öncelikle hoş geldiniz. Ben nazik ziyaretiniz için teşekkür ediyorum. Evet 2020 yılında ben ilk senemi burada tamamlamış oldum. Hemen hemen göreve başladığımdan beri korona süreci de beraberinde başladı. Bizim için ciddi anlamda planladığımız şeyleri hayata geçirebilme noktasında sıkıntılı bir süreç oldu ama yaptığımız birçok şey var. Bu anlamda baktığımda da benim için bereketli bir sezondu diye ifade edebilirim.

Öncelikle benim göreve başlamamdan önce yaklaşık 5 yıllık, Din Hizmetleri Müşavirliği’nin boş olduğu bir dönem var. Daha sonra 2019 yılının sonunda Danimarka Türk Diyanet Vakfı hem de Din Hizmetleri Müşavirliği olarak farklı alanda kendi alanımızda ciddi anlamda değişikliklere gittik. Derken daha planlı ve programlı bir din hizmeti sunmak amacıyla çeşitli çalışmalar yaptık.

Bunlardan birisi camilerimizde hocalarımızın sunmuş olduğu hizmetleri programlı hale getirmek. Yani her bir hocamızın camii içerisinde ne tür faaliyetleri yapacağını bu faaliyetlerin çeşitlerini yılbaşında planladık ve buna göre de bir takvim oluşturduk. Bu planlı programlı çalışma disiplinimizi aynı zamanda Kuran kurslarında da uygulamaya başladık.

İlk defa 2020 yılında bütün camilerimizde aynı anda başlayan aynı tarihte aynı derslerin işlendiği aynı tarihte öğrencilere yönelik etkinlik ve faaliyetlerin bütün camilerimizde farklı farklı faaliyetlerin aynı anda yapıldığı bir program ortaya koyduk ve bütün hocalarımızın da bu programı takip etmesini istedik.

Boş camilerimiz vardı. Yaklaşık 10 camiimizin imamı yoktu. Bu camilerin doldurulması için gerekli girişimlerde bulunduk ve şu anda Danimarka’dan erken dönmesi nedeniyle boş kalan bir camiimizin dışında herhangi bir boş camiimiz yok. 29 camiinin hemen hemen hepsi dolu. Bunun dışında tefsir dersleri, ilmihal dersleri vakıf merkezimizi daha aktif hale getirip burada hem temsil hem de sanatsal faaliyetler yaptık. Bir tanesini siz de haber yapmıştınız. Ney kursuna, Osmanlıca kursuna güzel yazı kursuna buradaki 70-80 vatandaşımız düzenli olarak devam ediyor. Korona tedbirleri kapsamında biraz ara verdik ama bu tedbirler kalktıktan sonra tekrar hayata geçireceğiz.

Danimarka’da sanatsal kursların eğiticilerini eğitmek istiyoruz. Yani bu alanda Türkiye’deki herhangi bir profesyonel ustaya ihtiyaç duymadan ney alanında, ebru alanında burada yetiştirdiğimiz kursiyerlere eğitim vererek İslam sanatlarını Danimarka’da da aktif hale getirmek istiyoruz.

Din Hizmetleri alanında yine imamet programını başlattık. Kendileri olmadığında Cuma namazı kıldırabilecek bir öğrenci yetiştirmelerini istiyoruz. Bu programı başlattıktan sonra yaklaşık 7-8 tane öğrencimiz Cuma namazı kıldırdı farklı camilerde. Ve her birini de yine korona tedbirlerinden kurtulduğumuz takdirde Umre’ye götürmeyi planlıyoruz.

Her camiimizde mutlaka Cuma namazı kıldıracak öğrenci yetiştiriyoruz. Hafızlık programımız var hafızlar yetiştiriyoruz. 6-7 tane öğrencimiz hafızlık yapıyor şu an. Ve yine önemli projelerimizden biri fahri Kuran Kursu öğreticisi yetiştirme programı.

Şöyle bir handikabımız var. Artık yeni yetişen nesille iletişim kurmakta dil bağlamında sıkıntı yaşıyoruz. Yani çocuklar Danca’yı daha iyi anlıyorlar. Bizim hocalarımızın sunduğu din hizmeti Türkçe. Ortada öğretmeye çalıştığımız Arapça bir metin yani Kur’an-ı Kerim var ve biz burada o çocuklarla anlaşmaya çalışıyoruz. Burada bize köprü olacak, yeri geldiğinde hocalarımız olmadığında özellikle bayan hocalarımızın olmadığı yerlerde kız çocuklara ve bayan öğrencilere Kuran öğretecek burada doğmuş büyümüş burada yetişmiş belli bir dini eğitimi olan bayanları bir hizmet içi eğitim programına aldık.

Onların da inşallah son programını İstanbul’da yaklaşık 10 günlük bir uygulamalı eğitimle onların da sertifika almasını camilerimizde fahri olarak gönüllü olarak görev almalarını sağlayacağız. Temel olarak din hizmetleri alanında 2020 yılında korona tedbirlerine rağmen yapmış olduğumuz temel faaliyetler bunlar.

Davut Çolak: Korona tedbirlerine rağmen çok faaliyet yapmışsınız. Peki gelecek için ne gibi faaliyetleriniz var?

Hüseyin Gündoğar: Gelecekle ilgili bahsedeceğim ama birkaç kalemde daha söylemek istediğim şeyler var. Bunlardan bir tanesi sosyal yardımlar.

Geçen hafta Afrika’da bir su kuyusu açtık. Umre’ye gitmiş yaklaşık 10-15 kişinin kendi arasında biriktirdiği parayla su kuyusu açtırdık. Merkeze 500 km uzakta yol olmadığı için yaklaşık 8-9 saatte gidilen bir yerde.

Su kuyumuz güneş enerjisiyle çalışan büyük bir su kuyusu. Ve açılışında o su kuyusunun yanındaki sağlık merkezinin yetersizliğini gösterdiğimiz bir canlı yayın anında bize 200-300 bin kronluk bir maddi yardımın gelmesini sağladı.

Vatandaşımız çok duyarlı. Yeter ki güvensin. Biz o güvenlerini boşa çıkarmak istemiyoruz. 2020 yılında bir önceki yılla karşılaştırdığımızda kurban, zekât, su kuyusu, İdlib’de göçmenler için yapmış olduğumuz İyilik Evleri Türkiye’deki depremlerde topladığımız yardımlar, bunların hepsini açık açık paylaştık. Çünkü biz yardım kurulundan izin alarak bunları topluyoruz.

2020’de 8 milyonluk bir yardım toplamışız. Ben bunu gururla söylüyorum. Vatandaşımız bize güvenmiş 8 milyonluk yardım yapmış. İnsanımız, cemaatimiz… Bir önceki yılla karşılaştırdığımızda yüzde 100 artış var. Ama ben bizim potansiyelimizin en az 15-20 milyon olması gerektiğini düşünüyorum.

İnsanların zekatlarını, fitrelerini ve sosyal yardım ihtiyaçlarını doğru yere ulaştırmalarının aslında bir görevimiz olduğunu düşünüyorum. Bu görevi yerine getirmek adına da çok şeffaf olmamız gerekiyor. Bu şeffaflığı da sağlıyoruz. Su kuyusunu açtık. Bir tane daha açıyoruz. Sağlık Ocağı yaptırıyoruz. Fitre ve zekatlarla Türkiye’deki ihtiyaç sahibi insanlarımızın ev kiralarını ödedik. 140 öğrenciye burs verdik. İhtiyaç sahibi öğrencilerin ihtiyaçlarını giderdik. Hala da ihtiyaç oldukça zekât fonundan insanların ihtiyaçlarını gidermeye devam ediyoruz.

Ama bunları yeri geldiğinde bir yetim projesi, yeri geldiğinde bir Ramazan sofrası kurmak yeri geldiğinde su kuyusu açma ve yeri geldiğinde de diğer insani yardım projeleriyle toplumumuzun her zaman yanında olacağız. Bunu da inşallah şeffaf bir şekilde yapacağız.

Korona sürecinde camilerimiz işlemeye yarım yamalak devam etti. Çünkü vakit namazı kılıyoruz, Cuma namazlarını kılamıyoruz. Kuran kurslarını yine iptal etmek zorunda kaldık. Ama inşallah korona tedbirlerinden sonra tekrar hizmetlerimizi layığıyla devam ettireceğiz.

Bu arada sosyal medyada da aktifiz. Pazartesi günleri ilmihal derslerimiz var. Siyer derslerimiz var. Perşembe günleri ilmihal derslerimiz var. Çarşamba günleri hanım kardeşlerimize yönelik Hadislerle İslam dersi başlattık. Yarın yine fıkıh dersleri başlatıyoruz. Ve her dersimize şu ana kadar 150-200 kişiye yakın kayıt aldık. Bizzat başvuruyla alınmış kayıtlar. Bu da bir teveccüh bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

Gelecekle ilgili sorunuza gelirsek ilk beklentimiz korona tedbirlerinin kalkmasıyla birlikte daha önce söylediğim planlarımızı hayata geçirmek. Bunlardan biri, biz gençlere yönelik daha aktif olmak istiyoruz. Gençlere yönelik kamp programı, ailelere yönelik kamp programları, anne-kız kamp programı, çocuklara yönelik kamp programıyla hem Danimarka içinde hem de Danimarka dışında daha kapsamlı din eğitimini sağlamak istiyoruz.

Yani bir çocuğumuz Cuma günü bir kampa girsin namazla başladığı kendisine çekidüzen verdiği bir kamp programını yapalım diyoruz. Hafta sonları için bir yatılı Kuran kursu neden olmasın? Eğer alabilirsek bir yatılı Kuran kursu almayı planlıyoruz.

Türkiye’ye, Kudüs’e, Endülüs’e yönelik gezileri her sene yapmak istiyoruz. Gençlerimizi buraya dahil etmek istiyoruz. Biz büyük bir medeniyetin parçasıyız. Büyük bir medeniyetin parçası olduğumuzu da gençlerimize göstermek istiyoruz. Bu anlamda da daha aktif hale gelmeye çalışacağız inşallah.

Cenaze fonuyla ilgili çok ciddi yeniliklerimiz var. Bunlardan biri tüzüğümüzü değiştirdik. Bu da bizim üyelerimizin faydasına olacak şekilde oldu. Cenaze fonu yazılımını değiştirdik. Üyelik sistemini değiştirdik. Herkesin sistemden mobil ödemeyle, kredi kartıyla rahatlıkla ödeme yapabileceği hale getirdik. İnternet sitelerimizi değiştiriyoruz. Teknik olarak da ciddi manada değişikliklerimiz var. Cenaze fonu üyelerimize Allah izin verirse bu ay sonunda bir bilgilendirme broşürüyle kendilerine ne yaptık ne yapıyoruz gelecekle ilgili planlarımız neler hepsini anlatıyoruz.

Bizim 30 bin üyesi olan bir teşkilat olarak Danimarka’da bir Müslüman mezarlığımız olmasını istiyoruz. Bununla ilgili de bir hayalimiz var. İnşallah gerçekleşir.

Yine din görevlilerinden müteşekkil, içinde bizim yetiştirdiğimiz çocukları da dahil edeceğimiz bir Danimarka Türk Tasavvuf Musikisi Korosu kurduk. Eğer korona tedbirleri ortadan kalkarsa ilk konseri de nisan-mayıs ayında vermeyi planlıyoruz. Gelecekle ilgili ilk etapta kısa vadeli olarak söyleyebileceklerim bunlar.

Davut Çolak: Siz de birinci yılınızı doldurdunuz. Biraz da sizin açınızdan bakacak olursak Danimarka’daki Türk toplumunu nasıl görüyorsunuz? Eksiklerimiz neler buralarda?

Hüseyin Gündoğar: Biz burada bir göçmen topluluğuyuz. 1969’da geldik. Almanya’ya Hollanda’yla karşılaştırdığımızda birkaç tane farklılığımız var.

Almanya, Hollanda, Fransa’ya İşçi Göçü Anlaşması’yla gelmişler. Doğal olarak belirli işlere Anadolu’nun farklı yerlerinden insanlar seçilerek gelmiş. Bir mozaik var, farklılık var. Bu göç 1950’lerin sonunda 60’ların başında başladığı için oradaki neslimiz artık 4. nesil de diyebiliriz. Akademik olarak söylemiyorum bunu. Dede gelmiş onun oğlu var onun torunu var torununun da torunu artık 4. nesil yetişmiş durumda.

Ama biz Danimarka’da 3. nesildeyiz. Bu da diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda bizim okumuş, akademik olarak kendini kanıtlamış ekonomik düzeyde de belli bir yere gelmiş insan sayımızın daha az seviyede olduğunu görüyoruz.

Bir diğer konumuz da diğer ülkelerde farklı coğrafyalardan daha fazla insan varken Danimarka’da bildiğiniz gibi Konya, Sivas ve Uşak üçgeninde daha fazla insanımız bulunuyor. Bu da İşçi Göçü Anlaşması olmadığı için akrabalık sayesinde buraya gelmiş insan potansiyelini gösteriyor.

Biz genelde camii ve camii cemaatini görüyoruz. Danimarka’daki Türk toplumunun öveceğim, takdir ettiğim en önemli hususlardan biri cömertlikleri. Eğer inanıyorlarsa maddi noktada da destek veriyorlar. Ballerup Camiimizi görüyorsunuz. 20 milyonluk bir projeye girdiler. 10-15 milyonunu çok hızlı bir şekilde topladılar. Diğer camilerimiz borçlarını yavaş yavaş bitiriyorlar.

Türkiye’de deprem olduğunda bütün Avrupa ülkelerinden Diyanet’in toplamış olduğu yardımın 10’da biri sadece Danimarka’dan çıktı. Ama biz nüfus olarak diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda aslında çok düşük bir nüfusa sahibiz. O anlamda cömert bir cemaatimiz var.

İnşallah yetişmiş neslimizi de sosyal hizmetlerimize gönüllü hizmetlerimize bu toplumunun diaspora bilincine katkı sağlayacak biçimde bütün yaptığımız faaliyetlere dahil olmalarını sağlarız. Genç neslimizi de dahil ederek onları da koruyarak daha bilinçli bir toplum oluşturabilirsek bizim için daha iyi olacaktır elbette. Ve ben gençlerin dahil olduğu projelerin daha verimli olduğunu çok daha ses getirdiğini görüyorum. Bunun örnekleri var. İnşallah daha fazla yetişmiş insanımızla daha fazla bu topluma beraberce hizmet edebiliriz.

Davut Çolak: Evet hocam inanıyorlarsa dediniz. Bunun altını çizmek istiyorum. Diyanet Danimarka makamlarınca yardım toplayabilmek için tanınmış bir kurum değil mi? Bunu proje bazında mı alıyorsunuz yoksa bir defalık aldınız her zaman farklı projeler için ekonomik yardım toplayabiliyor musunuz? Çünkü bunu sosyal medyada dile getirenler var. Bunun altını özellikle bir çizelim.

Hüseyin Gündoğar: Biz duyurmuş olduğumuz kampanyalar için Danimarka’nın yardım toplama kurulundan izin alıyoruz. Ve bu izin şunu içeriyor. Size izin veriyorlar. Bu kurban kampanyamızda da aynı mesela. Bize şunu soruyorlar. Niye topluyorsunuz? Parayı nereye göndereceksiniz? Nasıl değerlendireceksiniz? Partneriniz kim? Biz de bunları açık açık belirtiyoruz ve sene kapandığında tek tek bununla ilgili muhasebe raporumuzu onaylı bir muhasebecinin onaylamasından sonra bu yardımı göndermeniz gerekiyor.

Bu da şu demek oluyor her bir kuruşuna kadar devletin bundan haberi var. Kimin gönderdiğinden. Elbette kişisel verilerin korunması kanunuyla ismen belirtmemiz gerekmiyor ama yeri geldiğinde incelemeye denetlemeye geldiğinde biz buna hazırız. Bu konuda çok şeffafız. Her bir topladığımız yardımı, camilerde topladığımız yardımlar dahil yani camilerde vaaz verip Allah rızası için şu camiye yardım yapın diyoruz ya bu bile yardım kurulundan izin alınmış şekilde yapılıyor. Her işimiz resmi ve her işimiz şeffaf şekilde yapılıyor. Onun için rahat bir şekilde kuruşu kuruşuna şu kadar paramız var diyebiliyoruz. Harcadığımız yerlerle ilgili yeri geldiğinde proje proje bunları da açıklıyoruz. O noktada şeffafız zaten şeffaf olmak gerekiyor. Allah rızası için bizim topladığımız bir şeyde bizim hem toplama hem de onu ilgililere ulaştırma anlamında şeffaf olabilelim ki o işte bugün geçen seneyle bir önceki seneyi karşılaştırdığımızda yüzde yüz artışı sağlıyor.

Davut Çolak: Hocam bunun altını çizdiğiniz için teşekkür ederim. Son olarak neler eklemek istersiniz?

Hüseyin Gündoğar: Ben tekrar nazik ziyaretiniz, böyle bir röportaj hakkını bize tanıdığınız için teşekkür ederim size ve yayın ekibinize. İnşallah daha fazla izleyiciniz daha fazla takipçiniz olur. Bunun yanında Danimarka’daki hizmetlerimizin her iki toplumun bir parçası olabilmesi kendi kimliğini, kendi kültürünü, kendi dinini koruyarak bu topluma katkı sağlayan bireyler olabilmesi için hepimizin üzerine düşen büyük görevler var. Biz buradaki insanlarımızın Danimarka’yı benimseyen Danimarka’ya katkı sağlayan Danimarka’da yetişmiş önemli bireyler olmalarını istiyoruz ama bunu isterken de aynı zamanda kendi kimliklerini kendi kültürlerini ve kendi dinlerini korumalarını bekliyoruz. Elbette bir kökenimiz var, geldiğimiz bir yer var. Bunu da unutmadan her iki topluma her iki ülkeye hizmet edebilen bireyleri camilerimizde cemiyetlerimizde toplumumuzda önemli yerlerde görmek istiyoruz.