Davut Çolak: Geçen seneki seçimlerde sosyal demokratlar hükümete gelmesine rağmen sen parlamento dışı kaldın. Son 1,5 yıldır neler yapıyorsun?

Yıldız Akdoğan: Parti büyük şehirlerde maalesef geriye gitti. Bu da iki milletvekili kaybına yol açtı. Bunlardan biri de benim. 1,5 yıldır biraz daha kendime odaklandım. İleride ne gibi projelerde çalışmak istediğime dair hedefler kurdum. Şu anda ciddi bir karar aldım. Yerel seçimlere adaylığımı koymaya karar verdim. Şu anda yerel seçimler için hazırlık yapıyorum.

Davut Çolak: Hayırlı olsun diyoruz. Bundan da galiba ilk bizim izleyicilerimiz haberdar olacaklar. Yerel seçimlerde hangi bölgeden aday olacaksın?

Yıldız Akdoğan: Kopenhag bölgesinden. Yerel seçimlere hemen hemen bir yıl kaldı. Şu anda parti üyeleri arasında liste sıralamaları var. Liste sıralamaları bittikten sonra resmi aday olmuş oluyorum. Yavaş yavaş seçim çalışmalarına başlayacağım.

Davut Çolak: Danimarka siyaseti son birkaç aydır çok hararetli, hareketli. Önce seksizm ile ilgili iddialar Sosyal Liberal Parti Başkanı’nı koltuğundan etti. Son günlerde ise vizon skandalı, yasal olmadan Sosyal Demokrat Hükümeti’nin vizonların itlafına karar vermesi büyük bir etki oluşturdu. Bu konular hakkında neler söylemek istersin? Sence hükümetin gidişatı nasıl?

Yıldız Akdoğan: Çok aktif bir dönem oldu. Korona da bunun üzerine katıldığında gerçekten ilginç bir durumun içindeyiz. Şu anda hükümet biraz muhalefet tarafından ciddi anlamda eleştiriliyor. Ve köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor. Bu da gayet normal çünkü son 8 aydır, daha doğrusu sosyal demokrat hükümeti geldiği andan beri işler çok popülerdi, çok iyi gidiyordu. Ve ilk defa muhalefet küçük bir hata yakaladı ve ister istemez bunun üzerine biraz baskı yaptı. Bir de bundan 1 ay önce muhalefetin en zayıf noktası aralarında pek anlaşamamalarıydı. Ve ilk defa bir hedef noktası oldu. Şu anda ellerinden geldiği kadar Başbakan’ı köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bence çok başarılı olamayacaklar. Çünkü karar almalarının sebebi hayvanlarda bir deformasyon oluşmasıydı. Koronayla ilgili bir mutasyon olmuştu. Bu mutasyon da insanlar için çok tehlikeli olduğundan böyle hızlı bir karar alınmıştı ama sonuçta eğer karar alınmasaydı belki daha tehlikeli bir durum olurdu. Kısaca, tipik Christiansborg’daki politik tartışmalar, birbirini bir şekilde eleştirmeler var. Ama Mette Frederiksen’in tahtının tehlikede olduğunu düşünmüyorum.

Davut Çolak: Tabii bu da tipik bir Sosyal Demokrat Partili’den bekleyeceğimiz bir yorumdu. (Gülüşmeler)

Yıldız Akdoğan: Dışarıdan bakmaya çalışıyorum. Ama şöyle bir durum var, muhalefetin gerçekten kendi içinde ciddi sorunları vardı. Kamu araştırmalarına baktığımızda hepsi çok büyük bir kayıp içindeydi, halk tarafından büyük bir destekleri yoktu. Aralarında da kimin muhalefet lideri olacağını tartışıyorlardı. Derken birden böyle bir imkân doğması onlar için çok güzel bir koz oldu. Bunu da ister istemez kullanıyorlar. Tabii ki hükümet kusursuz değil ama genel perspektifte baktığımızda onların yapması gereken şey. Ama ben Mette Frederiksen’in tahtının sarsılacağını sanmıyorum çünkü hükümeti destekleyen partiler şu anda öyle bir alternatif düşünmüyorlar.

(Fotoğraf: © SCANTURK)

Davut Çolak: Zaten Mette Frederiksen’e alternatif de yok gibi. Bu yasal olmayan kararın alınmasında Frederiksen’in rolü de var sanırım.

Yıldız Akdoğan: Evet zaten şu anda tartışılan da bu. Fakat gelen rapora göre burada değişik detaylar var. Mesela çalışanların bakanlıklarca vermesi gereken mesajlar verilmemiş. Bir diyalog kopukluğu olmuş. Bu direk Mette Frederiksen’e bağlanabilir mi tartışılıyor. Muhalefetin istediği direk Mette Frederiksen’e bağlamak. Çünkü bu şekilde hem onu daha zayıf düşürüyor hem de hükümet değişimi söz konusu olabileceği için bunu istiyorlar. Bence bu geçici bir kriz. Ama politika bu ne zaman ne olacağı bilinmiyor. Çünkü bundan 1 ay önce baksaydınız Mette Frederiksen çok sağlam, çok popüler bir başbakandı. Ama şu anda durumu kritik. Bunu herkes görebiliyor. Yine de dediğim gibi erken seçim söz konusu olamaz. Çünkü Mette Frederiksen’i destekleyen partiler şu anda bir seçim istemiyorlar.

Davut Çolak: Evet Frederiksen korona sürecini çok iyi yönetmişti aslında. Kamuoyu yoklamalarında da güvenilirliği yüzde 70’in üzerine çıkmıştı. Ama bu son vizonlarda çıkan mutasyona uğramış Covid-19’dan dolayı Kuzey Jylland’i kapatması ve yeni kısıtlamalar getirmesi sanki popülaritesini biraz düşürdü ve üzerine bu kararın yasal olmadan alınmasının krize eklenmesi sanki biraz popülaritesini düşürdü gibi.

Yıldız Akdoğan: Kesinlikle etkiledi. Bir de çiftçilik babadan, dededen kalma bir meslek. Vizon sektörü şu anda pek olmasa da bundan 10 sene önce çok popüler bir sektördü. Bütçeye çok katkıda bulunan bir sektördü. Danimarka’daki vizon postu diğer ülkelere göre çok popüler, daha kaliteli ve Çin’den çok talep gören bir kürktü. Bu yüzden milyonlarca vizonun birden öldürülmesi ister istemez hem çiftçileri hem de onların bütçesini etkiledi. Aynı zamanda da halk içinde eleştiriye yol açtı. Yine de şöyle bakmak lazım; bu noktada bir mutasyonun söz konusu olduğunu söylediler. Bu durumda insanların sağlığı kötü etkilenebileceği için böyle acil bir karar alındı. Ama bu kararda yeterince yasa desteği var mıydı, bu tartışılıyor. Çünkü anayasaya göre bu henüz alınması gereken bir karar değildi. Bazıları anayasanın aniden çiğnenip böyle bir karar alınmasını ve sektörün birden bu şekilde yok edilmesini tepkiyle karşılıyor. Şu andaki muhalefetin eleştirdiği konu da bu.

Davut Çolak: Birkaç gün önce de bakan istifa etti ve dün de yeni bakanlar açıklandı. Bakanın istifasını nasıl değerlendiriyorsun? Sence olay orada biter mi yoksa hükümet değişirse birkaç yıl sonra Mette Frederiksen’e yönelik bir komisyon kurulabilir mi?

Yıldız Akdoğan: Şu anda komisyon hala tartışılıyor. Onun için bu konuyu zamana bırakmak gerekir. Bakan değişimi kararının ise alınması gerekliydi. Çünkü bütün sorumluluk bakana aitti. Mogens Jensen bu yüzden gitmek zorunda kaldı. Ve bu yüzden Mette Frederiksen hükümet değişikliği yaptı. Yeni bir bakan getirdi. Aynı zamanda bakanlıkları birbirinden ayırdı. Mesela şu anda Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı tek bir bakanlık oldu. Eskiden Çevre Bakanlığı da buna dahildi. Gıda, Balıkçılık ve Tarım Bakanlığı’nı bir araya getirmesi bence daha iyi oldu. Bir de getirdiği yeni bakan çok tecrübeli biri. Şu andaki çiftçilerle konuşabilecek biri olması, faydasına olacak. Çünkü Rasmus Prehn iyi bir bakan ve çok başarılı bir politikacı. Ve muhalefete sert cevap verebilecek biri. Mogens Jensen o konuda biraz daha sakindi. Çok başarılıydı ama belki de çok büyük ve karışık bir bakanlıkta olduğu için bazı sorumlulukları aynı şekilde başaramadı. Ama bakanlık değişimi bence ister istemez biraz olayı da kapatmış oldu.