İskandinavya ülkelerinde ırkçılık neden artıyor

Avrupa’yı son yıllarda kasıp kavuran göçmen karşıtı eğilimler, İskandinavya ülkelerini de etkisi altına almış vaziyette. 2018 seçimlerinde göçmen karşıtlığı üzerinden prim yapan aşırı sağcı parti İsveç Demokratları (Sveriges Demokraterna) oyların yüzde 17’sini alıp üçüncü büyük parti olarak İsveç Parlamentosu’nda temsil hakkı elde etti.

Her ay düzenli yapılan kamuoyu yoklaması 2019 Kasım ayı verilerine göre, göçmen karşıtı parti oy oranını yüzde 23 çıkararak İsveç’in 2. büyük partisi durumuna geldi.

Geçen ay Expo dergisi, aşırı sağcıların sosyal medyada kullandığı 11 kapalı grubun yazışmalarını ortaya çıkardı.

Bu yazışmalarda, 44 bin kişinin üye olduğu gruplarda, göçmen karşıtlığıyla bilinen aşırı sağcı İsveç Demokrat Partisinde siyaset yapan birçok politikacının yorum yaptığı bilgisine yer verildi.
Derginin haberine göre, ırkçıların kapalı gruplarında en çok Müslümanlara yönelik tehdit ve nefret ifadeleri bulunurken; sığınmacı, Afrikalı ve İsveçli sol siyasetçiler de hedef gösterildi.
En çok kullanılan yorumların, “ülkedeki bütün Müslümanların öldürülmesi”, “camilerin yakılması” ve “camilerin basılarak ibadet eden Müslümanların av tüfeğiyle öldürülmesi” şeklinde olduğu kaydedildi.

İsveç’te bunlar yaşanırken İskandinavya’nın diğer ülkesi Norveç, Finlandiya ve Danimarka’da Kura’an-ı Kerim yakma mitingleri düzenlendi. Norveç’te aşırı sağcı Norveç’in İslamlaşmasını Durdurun (SIAN) örgütü Kur’an-ı Kerim’i düzenledikleri çeşitli gösterilerde meydanlarda yakarak, ırkçı bir tutum sergiledi. Danimarka’da bütün Müslümanların sınır dışı edilmesini isteyen ve Kur’an-i Kerim yakarak tepik çeken aşırı sağcı Rasmus Paludan da sık sık gösteri yaparak Müslüman ve göçmen düşmanlığı üzerinden popülist bir yaklaşım sergiliyor.

Sınırsız hoşgörünün, birlikte yaşama kültürünün dünyaya örnek gösterildiği İskandinavya ülkelerinde son yıllar da neler oluyor? Birçok sosyolog ve analist, Avrupa’da ve İskandinavya ülkelerinde artan aşırı sağ eğilimleri refah seviyesinin düşmesine, artan işsizlik ve ekonomik kaygılara bağlıyor. Belki diğer Avrupa ülkeleri ve kısmen İsveç için geçerli olsa da bu yorumlara katılmam mümkün değil ve Norveç için yapılan analizlerin yanlış olduğu kanısındayım. Zira Norveç, 15-20 yıl önce diğer İskandinavya ülkelerinin gerisinde bulunan ve kendi yağında kavrulan tipik bir Kuzey Avrupa ülkesiydi. O yıllarda işsizlik yüzde 6’larda ve bazı ekonomik kaygılar bulunmakta iken, ırkçı eğilimler ve yabancı karşıtlığı neredeyse yok denecek kadar azdı. Norveç kıyı sularında petrol bulunmasının ardından müthiş bir ekonomik kalkınma gerçekleşti. Ülkede işsizlik kalmadı. Yıllık kişi başına düşen milli gelir 60 bin doları buldu. BM verilerine göre de 15 yıldır dünyanın en refah ve sosyal ülkesi. Bu gelişmeler ışığında ülke ekonomik açıdan iyileştikçe şaşırtıcı bir şekilde yabancı karşıtlığı ve ırkçılık artıyor…

Bu durum gösteriyor ki, gelişen teknoloji ile birlikte yüzyılın en büyük belası internetin art niyetli insanların elinde ırkçılık silahına dönüşmesi.

Küreselleşme ile birlikte internetin yaygın kullanılması, İskandinavya ülkelerinde ırkçılığın ve hoşgörüsüzlüğün artmasında önemli etken. İşin içine sosyal medya paylaşım siteleri Facebook ve Twitter’ı eklersek kin ve önyargı mesajlarının ve videoların yayımlandığı sanal ortam ırkçılık tuzağına dönüştü. Bu tuzağın ağına düşenlerin sayesinde aşırı sağcı partiler çok güçlenirken Brevik gibi katillerin ruh dünyaları şekillendi.

Bu durumu çok iyi gözlemleyen İsveç medyasındaki önemli yazarlar ve televizyon yorumcuları, şimdiden ırkçılığın tehlikeli bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, geleceğin İsveç’inde, yabancı karşıtlığına ve antisemitizm’e yer olmadığını ısrarla vurguluyor.