Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdullah Eren, İskandinayva Gazete ve iskandinavya.com’un YTB’ye ve çalışmalarına ilişkin sorularını yazılı olarak cevapladı.

Öncelikle Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nı (YTB) kısaca tanıtabilir misiniz?

YTB Başkanı Eren: 6 Nisan 2010 tarihinde kurulan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) yurtdışındaki vatandaşlarımız ve kardeş topluluklarımız ile Türkiye’de öğrenim gören uluslararası burslu öğrencilerimize yönelik çalışmaları koordine etme, bu alanlarda verilen hizmetleri ve yapılan faaliyetleri geliştirme görevini üstleniyor.
Başkanlığımızın çalışmaları ile gerek yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızla gerekse kardeş topluluklarla ilişkiler güçlendiriliyor, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak daha yakın ilişkiler tesis ediliyor. Türkiye Burslusu öğrencilerimiz ise; dünyanın dört bir yanındaki gönüllü elçilerimiz oluyor.

Tabi şunu ifade etmek gerekiyor bu yıl 10. yılını dolduran YTB, hususen yurt dışındaki vatandaşlarımız için Sn. Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde kendilerinin doğrudan talimatları ile kurulan bir diaspora kurumu. Dolayısıyla YTB’nin çalışmalarında yurt dışında yaşayan varlığımız her zaman büyük önem taşıyor.

YTB’nin ‘‘Güçlü Diaspora Güçlü Türkiye’’ şiarı ile hareket ettiğini biliyoruz. Bu doğrultuda YTB yurt dışındaki vatandaşlarımıza yönelik olarak hangi alanlarda çalışmalar yapıyor?

YTB Başkanı Eren: Bahsettiğimiz gibi YTB esasen bir diaspora kurumu. Bu doğrultuda YTB’nin ana faaliyet alanlarından birini özellikle 1960’lı yıllarda imzalanan iş gücü anlaşmalarıyla çeşitli ülkelere giden ve bugün sayıları yaklaşık 7 milyona ulaşan yurt dışındaki vatandaşlarımız oluşturuyor. Yurt dışındaki varlığımıza yönelik eğitim ve kültürel çalışmalar başta olmak üzere çeşitli başlıklarda faaliyetler yürütüyoruz. Bu faaliyetlerimizle yurt dışındaki vatandaşlarımızın anavatana aidiyetlerinin korunması, yaşadıkları ülkelerde anadil, kültür ve kimliklerinin muhafaza edilmesi ve bulundukları toplumlara katkı sunarken statülerinin de güçlendirilmesi temel hedeflerimiz.

7 bin gencimizi getirdik

Çalışmalarımızı örneklendirmek gerekirse; yaşam ve eğitimlerini yurtdışında sürdüren üniversite çağındaki gençlerimize yönelik burs programlarımız mevcut. “İnsan Hakları Eğitim Programı”mız ile yurt dışındaki gençlerimize ırkçılık ve ayrımcılığa karşı eğitimler veriyoruz. ‘‘Türkiye Stajları’’ programımızda gençlerimiz Türkiye’nin önde gelen kurumlarını yakından tanıma imkânı buluyor. “Gençlik Köprüleri” programımız kapsamında yurtdışında yaşayan gençlerimizi Türkiye’ye getiriyoruz ve ülkemizin tarihi, kültürel zenginliğini yakından görüyorlar. 2019 yılında farklı programlarla yurt dışından Türkiye’ye yaklaşık 7 bin gencimizi getirdik.

2019 yılında ilk kez Türk ve Alman kurumlarının iş birliğine örnek olacak şekilde Hamm Belediyesi ile 60 bin kişinin katıldığı bir Türk-Alman festivali olan Avrupa Spor ve Kültür Festivali’ni Hamm’da düzenledik. Geçen yıl ve bu yıl Sıla Yolu’na düşen vatandaşlarımızı ilk kez sınırlarımızın ötesinde Sırbistan sınır kapılarında Türk Polisi ve Sırpça bilen YTB personeli ile karşıladık. Yurt dışındaki vatandaşlarımıza yönelik saldırıları da raporluyoruz, gereken hukuki destekleri sağlıyoruz. Ancak bunların toplu takibinin yapılması, uluslararası kurumlarda gündeme getirilmesi elzem. Burada STK’larımıza önemli görevler düşüyor.

Diaspora COVID19 İşbirliği ve Destek Programı

Pandemi sürecinde de yurt dışındaki vatandaşlarımızın yanında olmaya azami gayret gösterdik. Bu süreçte maalesef hayatını kaybeden vatandaşlarımız da oldu. Onların cenaze süreçlerinin yanı sıra yakınlarıyla ilgilenmeye çalıştık. Dijital mecralarda diasporamızın sanat, bilim ve hukuk alanında uzman ve tanınan isimleriyle vatandaşlarımıza dönük moral motivasyonu arttırıcı, evde kalmayı teşvik edici ve bunun yanında sürece dair bilgilendirici dijital çalışmalar gerçekleştirdik. Sürecin ikinci aşamasında sahada çok güzel dayanışma örneklerine şahit olduğumuz yurt dışındaki STK’larımıza çalışmalarında destek olmak amacıyla ‘‘Diaspora COVID19 İşbirliği ve Destek Programı’’mızı hayata geçirdik. Bu kapsamda maske ve önlük üretiminden gıda ve hijyen yardımlarına 14 ülkede 72 projeyle yaklaşık 200 bin insana ulaşmayı hep beraber başardık. Bu süreçte belirtmem gerekir ki yurt dışındaki Türkler bulundukları toplumlarda toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerini sergiledi. Son olarak bu yıl, YTB’nin 10. yılında ‘‘Güçlü Diaspora Güçlü Türkiye’’ başlığıyla MEMLEKETİM Dergisi’ni hem yurt dışındaki varlığımızın hem de gönül coğrafyamızın beğenisine sunduk. Dergimiz 3 ayda bir yayınlanıyor. Bunun yanında diasporamızdaki genç edebiyatçıları yazın dünyamıza kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türk diaspora düşüncesi ve edebiyatında yeni bir soluk olarak Avrupa’da yaşayan Türk gençlerinin kaleme aldığı kıymetli yazılarla ”Telve Dergisi” yakın zamanda yayına başladı ve şu an 2. Sayısını yapmak üzere.

Danimarka’daki vatandaşlarımıza yönelik çalışmalarınız için ayrı bir başlık açsak? Neler söyleyebilirsiniz bu konuda?

YTB Başkanı Eren: Danimarka, büyük bölümü Kopenhag ve Aarhus’ta olmak üzere yaklaşık 65 bin vatandaşımızın yaşadığı, bizim de Başkanlık olarak önem verdiğimiz bir ülke. Buradaki vatandaşlarımıza yönelik hizmetlerimizi de çeşitli alanlarda olmak üzere sürdürüyoruz. Danimarka’da faaliyet gösteren STK’larımızın projelerine katkılar sunuyoruz. Kültürel hareketlilik ve eğitim programlarımız kapsamında Danimarka’dan gençlerimizi ana vatan Türkiye ile buluşturuyoruz. Yine Danimarka’daki vatandaşlarımız ve STK’larımızla iletişimimizi güçlü tutmak amacıyla saha ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Yurt dışındaki tüm gençlerimize olduğu gibi Danimarka’daki gençlerimize de çeşitli burs olanakları sunarak onlara eğitim hayatlarında destek olmaya gayret ediyoruz. Son olarak Pandemi sürecinde de buradaki vatandaşlarımızı yalnız bırakmamaya özen gösterdik. Hem vatandaşlarımıza hijyen ve gıda paketlerinden oluşan hediyelerimizi, desteklerimizi ulaştırdık hem de buradaki vatandaşlarımızın katkılarıyla online çalışmalar hayata geçirdik. Tüm bunların yanında YTB olarak; ilerleyen günlerde Danimarka’daki vatandaşlarımıza yönelik yeni projeler de geliştirmeyi planlıyoruz. Bu sebeple vatandaşlarımızın Başkanlığımız faaliyetlerini takip etmeleri faydalı olacaktır.

Son olarak örneklerini maalesef yakın zamanda İsveç ve Danimarka’da gördüğümüz İslamofobik saldırılar söz konusu malumunuz. Yurt dışındaki vatandaşlarımız da bu saldırılara maruz kalabiliyor. Bu hususta neler düşünüyorsunuz?

YTB Başkanı Eren: Maalesef oluşturulan bir nefret ortamının gün geçtikçe daha da vahim bir hal alan ve asla kabul edilemeyecek örnekleri oldu bunlar. Oluşturulan bir nefret ortamı ifadesini kullandım zira 1990’lardan sonra oluşan veya oluşturulan yeni düzende Müslümanların hedef haline getirildiği bir tablo söz konusu. Soğuk Savaş bitmiş göründü ama uluslararası sistem varlığını sürdürmek için yeni bir ötekiye ihtiyaç duydu. Bu öteki de köklü geçmişi, evrensel mesajları ve insanlığa getirdiği adil ve vicdani bakışıyla sisteme meydan okuma iddiası çok güçlü olarak görülen İslam dünyası oldu. 11 Eylül de bu sürecin kırılma noktasıydı. 11 Eylül’den sonra dünyada, özellikle Batı’da yaşayan Müslümanlara karşı ön yargı toplumsal bir tabana yayılmaya çalışıldı. Sokaktaki insanın zihninde, İslâm ve Müslümanlar için teröre ilişkin ne kadar imgelem varsa çağrıştırılmaya çalışıldı. 11 Eylül ile oluşan bu tablonun üzerine çeşitli Avrupa başkentlerinde patlayan bombalar eklendi. Ve arkasından 2008 Krizi, mülteci akını…

Avrupa kimlik krizi yaşıyor

Tüm bunlar karşısında Avrupa geleceğe dair bir belirsizlik korkusu yaşamaya başlarken kendisini bir kimlik krizinin de içinde buldu. Bunu üzerinde yükseldiğini iddia ettiği değerler ile aşmak yerine bu değerlerle çelişmeyi göze alırcasına şiddet ve nefret içeren tutumlara yöneldi. Ve sonuçta da maalesef gün geçtikçe tırmanışa geçen İslamofobik, ırkçı ve yabancı karşıtı saldırılar görülmeye, duyulmaya başlandı. Toplumda yer edinen bu durum siyaseten de karşılık ve hatta kendisine çıkış buldu. Bu saldırılara maalesef hiç hak etmediği şekilde; 60 yıldır Avrupa’da çok başarılı bir entegrasyon örneği sergileyen ve bulunduğu toplumlara katkı veren Türkler de maruz kaldı.

Peki YTB neler yapıyor özellikle Avrupa’da artan bu aşırıcı saldırılar karşısında?

YTB Başkanı Eren: Az önce de belirttiğim gibi bizler bu saldırıları raporluyoruz. Geçtiğimiz günlerde örneğin; Yurt Dışındaki Türk Vatandaşlarını Hedef Alan Saldırılar Raporu’nu (2019) Türkçe, Almanca, İngilizce ve Fransızca olacak şekilde 4 farklı dilde yayınladık. Saldırıya maruz kalan vatandaşlarımıza gerekli hukuki destekler sunuyoruz. Bu noktada özellikle vurgulamak istiyorum vatandaşlarımızdan, Avrupa’daki STK’larımızdan ricamız muhakkak bu saldırıları bizlere, devletimizin ilgili yerlerine bildirsinler. Bu saldırıların hukuki boyuttaki takiplerini de yapsınlar. Ve yine bu saldırıları uluslararası mercilere taşısınlar. Oralarda gündem haline getirsinler.

Bizler YTB olarak bunların yanında; iletişim ve savunuculuk eğitimleri veriyoruz. Diasporamızın üniversite öğrenimi gören genç mensuplarıyla insan hakları alanında farkındalık oluşturacak çalışmalar yapıyoruz. Diasporamız için insan hakları ve diasporanın haklarına dair uzmanlaşmayı da teşvik etmek amacıyla hukuk alanında uzmanlık bursu sağlıyoruz. Saldırıya uğrayan vatandaşlarımızı yalnız bırakmıyor yanlarında olmaya gayret ediyoruz. Geçtiğimiz aylarda Almanya-Hanau’da yaşanan ırkçı saldırıda hemen harekete geçtik. İlgili arkadaşlarımız ve bizzat kendim Hanau’da vatandaşlarımızı ziyaret ettik. İhtiyaçlarını karşılamaya çalıştık. Hanau’da Türk, Alman ve diğer toplumlardan on binlerce kişinin katılımıyla ırkçılığa karşı çok önemli bir yürüyüş düzenlendi. Türkiye’den de Avrupa’daki vatandaşlarımıza destekler oldu. Bu doğrultuda yine YTB olarak ‘‘Yeter Artık- Es Reicht’’ temasıyla yeşil sahalarda ve sosyal medyada bir farkındalık çalışması yaptık.

Sayın Eren İskandinavya Gazete ve İskandinavya.com ailesi olarak bu kıymetli paylaşımlarınız için çok teşekkür ederiz. Son olarak İskandinavya’daki vatandaşlarımıza bir mesajınız olur mu?

YTB Başkanı Eren: Vatandaşlarımıza ulaşmak için bu imkânı sağlayan İskandinavya Gazete ve İskandinavya.com ailesine ben teşekkür ederim. Vatandaşlarımıza şunu söylemek isterim: Dünyanın neresinde olursak olalım birlikte güçlüyüz! Ve biz YTB olarak, ülkemizin diaspora kurumu olarak her zaman faaliyetlerimizle ve desteklerimizle yurt dışındaki varlığımızın yanında olmaya gayret ediyoruz/edeceğiz. Bilsinler ki Türkiye’de, Ankara’da onlar için çalışan, onlarla devamlı bir iletişim halinde olan, onlar için kurulmuş bir kurum var. Yolu Türkiye’ye, Ankara’ya düşen vatandaşlarımızı da her daim bekleriz. YTB onların kurumu.